emre

About emre

Bu Üye henüz herhangi bir bilgi doldurmadı.
So far emre has created 28 blog entries.

Ney ve Nezri Mevlana

2021-06-08T20:37:20+00:00

     Timuçin ÇEVİKOĞLU       Mevlevîlikte, “nezr veya nezir” kelimesi, adak ya da hediye anlamlarında kullanılır. Mevlevîler birine hediye verecekleri zaman “Nezr-i Mevlânâ - Mevlânâ’nın Hediyesi” diye takdîm ederler. Böyle sunulan hediye reddedilmez, alınır.       Mevlevîler, kimseden bir şey istemez, sadaka kabûl etmezler. Ancak dileyenler dergâha veya mensûblarına hediye verebilirler, “Nezr” veya “niyâz” denen bu bağışlar, Nezr-i Mevlânâ yani dokuz, on sekiz veya dokuzun diğer katları (9, 18, 27, 36, 45, 54, 63, 72, 81, 90, 99, 108, 117…) miktarınca olurdu. Bu katları ifâde eden rakamların kendi iç toplamlarının, birbirleriyle toplamlarının, çarpımlarının veya çarpımlarının katları ile onların iç toplamlarının da her [...]

Ney ve Nezri Mevlana2021-06-08T20:37:20+00:00

Mevlevilik

2021-06-09T17:38:46+00:00

ÖNSÖZ Timuçin ÇEVİKOĞLU Mûsikî tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Bilim adamları insanların konuşmayı bilmedikleri devirde duygu ve düşüncelerini mûsikî ile anlattıklarını söylüyorlar. Mûsikînin dinden doğduğu düşüncesi de bugün mûsikî tarihçileri, felsefeciler ve sosyologlar tarafından benimsenmektedir. İlkel toplumlarda mûsikî bir ibâdet, insanları Yüce Yaratıcı’ ya ulaştıran bir olgu, hatta Tanrı'nın insanlara bir lûtfu kabul edilirdi. Totemizm, Şamanizm, Animizm gibi dinlerde mûsikînin önemli rolü vardı. Bu dinlerin etkisindeki toplumlarda müzisyenler aynı zamanda din adamlarıydılar. İslâmiyet’ i kabûlden önce atalarımızın dini olan Şamanizm’de “kam”, “baksı” ya da “şaman” denilen din adamları ellerindeki çalgı ile çalıp söyleyerek dînî mesajlarını iletirlerdi. İslâmiyet de bu sanatın [...]

Mevlevilik2021-06-09T17:38:46+00:00

Hz. Mevlana

2021-05-06T21:36:47+00:00

     Hz.Mevlânâ, 30 Eylül 1207 tarihinde eski Türk kültür merkezlerinden - bugün Afganistan sınırları içinde bulunan - Belh şehrinde doğdu [1]. Asıl adı Muhammed Celâleddin’dir [2].     Âlimlerle dolu bir ailenin çocuğuydu. Büyükbabası Hüseyin Hatibî, yaşadığı devrin büyük bilginlerindendi. Babası Bahâeddin Veled ise “Sultânü’l Ulemâ - Âlimler Sultânı” diye anılırdı [3].     Sultânü’l Ulemâ, sözünü kimseden sakınmayan dürüst bir insandı. Okuttuğu derslerinde ve vaazlarında doğru bildiği her şeyi hiçbir sınır tanımaksızın söylerdi. Bu sebeple başta Fahreddin Râzî olmak üzere devrin diğer bilginleriyle ve Sultan Harezmşah’la arası açıldı. Bu arada gerçekleşen kanlı Moğol istilâsı da onun Belh ile bağlarının kopmasına sebep [...]

Hz. Mevlana2021-05-06T21:36:47+00:00
Go to Top